HEM ANNE-BABA, HEM KARI-KOCA

HEM ANNE-BABA, HEM KARI-KOCA

Anne ya da baba olmuş kime sorarsanız sorun, yüksek ihtimal, çocuklarının hayattaki en büyük mutlulukları ve en önemli öncelikleri olduğunu söyleyecektir. Nasıl olmasın ki?

Çocuklar, ihtiyaçları gereği, yetişkinlerin bakım, koruma, güven ve sevgi olanakları olmadan yaşayamazlar. Her çocuğun bu temel ihtiyaçlarının karşılanması, bugün artık uluslararası bildirgeler ve kanunlar tarafından güvence altına alınmıştır. Çocuğun bu temel ihtiyaçlarının karşılanması, doğal olarak önce ebeveynlerinin ya da ailesinin sorumluluğundadır. Hal böyle olunca da, bugün artık oldukça bilinçlenmiş ebeveynler, çocuklarının hem temel hem de diğer ihtiyaçlarını en olması gerektiği şekilde karşıladıklarından emin olmak istiyorlar, ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar.

Hepimiz, birden çok kimlikle yaşıyoruz. Anne-baba olmak, karı-koca olmak, birilerinin evladı olmak, avukat olmak, bankacı olmak, müşteri olmak, kadın olmak, erkek olmak, çevreci olmak vb. gibi pek çok kimliğe aynı anda sahibiz ve bu kimlikler hem bir arada bulunabiliyorlar hem de geçişkenler. Bazen bir kimliğimizle hareket ederken, hemen başka bir an başka bir kimliğimizle hareket edebiliyoruz. Anne-baba olmak ise, adeta diğer kimliklerden biraz daha üstün, biraz daha öncelikli ve biraz daha dominant. Anne-babalık; planlarımızı, isteklerimizi, motivasyonumuzu, hayallerimizi, umutlarımızı, endişelerimizi, korkularımızı o kadar etkili bir biçimde şekillendiriyor ki, adeta diğer kimliklere bir şey bırakmıyor.

Çocuk sahibi olmak, hayatın akışı içerisinde o kadar önemli ve büyük bir yaşam olayı ki; toplumun, kültürün, ailemizin ve bizlerin çocuğa ve çocuk sahibi olmaya yüklediğimiz önem, bu olayı belki de hayatımızın en önemli yaşam olayı haline getiriyor. Pek çok anne-babaya sorduğunuzda, çocuk sahibi olmanın hayatlarında bir dönüm noktası olduğunu, hayata bakışlarının değiştiğini, pek çok şeyin anlamının farklılaştığını söyleyeceklerdir. Bu kadar belirgin ve önemli bir olayın bize verdiği kimlik de elbette, bir o kadar belirgin ve domaninat hale gelmekte.

Peki, neredeyse çocuğumuz kadar bakıma ve korunmaya ihtiyacı olan ilişkimiz? Teşbihte hata olmaz derler; karı-koca olarak yaşadığımız ilişkinin de, bir bakıma neredeyse çocuğumuzunki kadar elzem ihtiyaçları olduğunu düşünecek olsak?

Çocuğumuzun da, anne-babalık kimliklerimizin de hayatımızın merkezinde yer alıyor olması, son derece doğal ve beklendik. Hatta belki bir yere kadar olması gereken. Ancak bir yandan da, hele de bu kültürde çocuğun anne ve babasıyla birlikte büyümesinin öneminden ve ailenin kutsallığından bahsederken, o ailenin devamını sağlayacak ilişkiye yeterli önemi vermemek de bir tutarsızlık arz ediyor.

Unutmayalım ki, bizim ilişkimizin kendimize olduğu kadar çocuğumuza da faydası var. Bu ilişkinin kendisi de çocuğumuzun ihtiyaçlarının bazılarını karşılıyor. Sevginin ne olduğunu ve nasıl gösterildiğini, hayat arkadaşı olmanın ne demek olduğunu, fikir anlaşmazlıklarının ne kadar doğal ve çözülebilir olduğunu, beğeni, ilgi, yakınlık gibi kavram ve duyguların nasıl yaşanabileceğini, yaratılan anlam dünyasının çocuğun hayatını nasıl tamamladığını ve devam ettirdiğini, güveni, sadakati, bağlılığı, romantizmi, paylaşımı, desteği ve daha pek çok şeyi; bir çocuk, karı-koca olmayı unutmamış anne-babasından öğrenebilir.

Anne-baba olmak, hayatınızın en önemli ve öncelikli kimliği olarak hayatınızın merkezinde bırakın kalsın. Ama hayatınızın tek önemi ve önceliği olmasın. Anne-baba olmayı destekleyecek ve besleyecek başka kimliklere ve varoluşlara ihtiyacımız olduğunu, anne-baba olmadan önce karı-koca olduğumuzu, çocuklarımızın karşılarında sadece bir anne-baba görmeye değil bir karı-koca görmeye de ihtiyaçları olduğunu unutmayın.

Hem çocuğunuzun, hem eşinizin keyfini çıkarın.